Salı, Mayıs 29, 2007

okunması ızdırap veren bir yazı.uzun yazı.çok uzun

şimdi bu yazıyı bana doğumgünümü zehr eden bahçeşehir üniversitesi insanlarına adıyorum.
üniversite dediğin yer insanın kendini bilme yeridir.insan kendini bilmezse isterse odtüyü,isterse boğaziçini isterse oxfordu bitirsin,hiç bir manası yok.(bakın gece 3 üç itibariyle sarhoş olduktan sonra yattım uyudum 7 'de kalktım uykum kaçtı ben ki uykuyu seven adamım ama bana yapılan terbiyesizliğin hesabını ben sorarım düşüncesiyle kalktım burdayım)
şimdi olay şu ben okula zaman zaman gitmiyor olabilirim.ama devamsızlık gibi bir sürecin üniversite öğreniminde yeri olamaz .bunu yönetmeliklere koyan zihniyeti ben ezer geçerim.öncelikle bahçeşehir üniversitesi paralı.bi dolu öğrenci, işmiş gibi, gelip buraya baba parasıyla okuyorlar yetmiyor bi daha okuyorlar sınıf tekrarı yapıyorlar.burası eywallah güzel hoş.
ama ben bursluyum,ben anadolu çocuğuyum.ben yemem.bunlar ben geldim safım bi bok bilmiorum sandılar.ulan ben kendimi harcatcak adammıyım.hocalarda,güvenlik görevlisinde,kantincide ulan bir kapris,bi havalar.yok arkadaşım param beleş okuyorum ben.neyse
mesela şu bahçeşehir üniversitesi pis sömürgeci emperyalizmin vardığı son noktadır.öğrencileri olgun bireyler gibi deilde,okuldan kaçtığı için babası tarafından cezalandırılıcak ortaokul öğrencileri gibi görüyor.ben okula gitmesem sen yapsan finalini ben gelsem girsem bak nasıl geçiyorum.devam etmezsen okula giremezmişin.neymiş disiplinmiş.ulan imanımız sikildi be disiplinden.ben disiplin kelimesini telaffuz etmiyorum artık..sen bana disiplin öğretmiceksin.sosyolog olmayı öğreticeksin.senin görevin bu.ben o diplomayı alıcam.dekanın önünde ilk önce yırtıcam sonra yakıcam.üstüne de sigara içicem.bunda anlamıcak bi şey yok bana göre.
evet belki benden bi bok olmaz.evet ben zayıf karakterli bi adamım.bi işi bile doru düzgün yapamıyorum.ama bende şunu anlıyorum üniversite hayatı benim hayatım değil.ben öğreniceğimi hayattan öğrendim daha yaşıcağım şeyler varsa onları da görücem.bana akademik hayatın verebilceği hiç bir şey olmadığını tahmin ediyordum ama şimdi çok net anladım.mesele dünyayı görüp anlamaktan ibaretse ben anladım(neymiş istanbulmuş asıl ondan hiç bi bok olmaz).neyse ben farklı bir seçim yapıyorum.sürünmeyi göze alarak,yok olmayı göze alarak.bu bile cesaret gerektiriyor.(braveheart filminin insanda yarattığı o kahraman olma duygusuyla bunun bi alakası yok).(irlanda'lı olabilirim ama o kadar,william iskoçtu.)(ben sadece alkoliğim)
şimdi çok ağır eleştiriler gelebilir tavırlarıma.düşüncelerime.kabul ediyorum.çok geniş bi insan olduğumu da kabul ediyorum.fazlasıyla belkide ama mesela bi şekilde hayatta kalmak onuda beceriyoruz.
şimdi bu okul bi şekilde biticek.gidicem konuşucam.bunda hemfikiriz.ama nereye kadar devam edicek zorlama komedyamız ben onu merak ediyorum.
SİKNOT:aslında ben bugün güzel şeyler yazmak istiyordum.eşref güzel şeyler yazmış,semih güzel bi fotoğraf koymuş.insanlar aradı mesajlar attı doğumgünüm vesilesiyle.aramayanlar elbet oldu zaten aramalarını beklemiyordum açıkçası,yanılmadım.
tabi ki günden güne doğumgünümlerimde yaşadığım atraskyonlar azalıyor.anlayabiliyorum.zaten içimde de bir gram heyecan,adrenalin kalmadı.
neyse isterdim ki beni seven insanlara şurdan güzel bi şiir gönderiyim,bi şarkı gönderiyim olmadı.istanbuldan da gidiyorum en kısa zamanda burdan duyurulur.tabi tatil maksatlı temelli değil.tabi olasılıkları da gözardı etmemek lazım.aynı zamanda
BİTNOT:festivaller konusunda yakında bir açıklama yapıcam.hangisi iyidir,hangisine gidilsin.ozana bilet al,parası yoktur onun...etc.bu konuları açıklığa kavuşturucam.
KENARNOT:küçük iskenderin de doğum gününü kutlamak isterim.aynı gün doğmuşuz.bu belkide gerçekten bi tesadüf deildir???
MESLEKNOTU:mesleğimi de kısa zamanda ilan edicem.ilginç ve saçma olucağından emin olabilirsiniz.hayır hayır düşündüğünüz gibi deil.
NOTORTALAMASI:yazı bitmiştir.su içmeliyim.sigara bırakılıcak.para yok zaten.alkol kötülüklerin anası.içmem içiririm.
YAZRİCASI:mehmet enderden(finalleri olduğunu biliyorum ama)ozanı karşıyakadan kalkan bir vapurdan deniz atmasını rica ediyorum.ve ya 216 numaralı vapur seferinden oda olabilir.böyle bi seferin varlığından şüphelide olsam.bunu çok içtenlikle istiyorum mehmet bilemezsin.az geldi tokadı basarsın.elaleme rezil edersin.o senin yaratıcılığına kalmış.yaz geldi ozana olan kinim depreşmeye başladı.
YAZMODU:valla yazda gelir.havalar da bi güzel.of of şimdi ben gelicem eşref akıcaz kuşadasına.aman allahım.sen anladın.müthişsin.insanların sınavı,okulu var.senle benim neyimiz var.????

BUM BUM MARDY BUM:zıplayan deniz kaplumbağaları adına bu blog panayıra benzemiş....

Perşembe, Mayıs 24, 2007

Steven Patrick Morrissey 22 mayıs

I'm writing this to say
In a gentle way
Thank You - but no
I will live my life as I
Will undoubtedly die - alone
I'm writing this to say
In a gentle way
Thank You ...
I will live my life as I ... oh
For whether you stay
Or stray
An inbuilt guilt catches up with you
And as it comes around to your place
At 5 A.M.; wakes you up
And it laughs in your face
Don't Speak !
Sing ...


İYİ Kİ DOĞDUN MORRİSSEY

Perşembe, Mayıs 10, 2007

küçül iskender

27 tane biçimsizlik ve bir o kadar da simetri yoksunluğu
parmakların arasındaki ter ve saçlarındaki inançsız koku
tanrı-karşıtı.evet.ruh savar oyunu.113 komedya ve iki tragedya
bir(a,a)dam.kesinlikle dedektif.
suç ve katil hiç yok artık.hayalgücü zımbırtısı.
ölen ölümsüzler.
evlilik=mayın+sprey boya.içine,dışına sıçılmış bir sanat eseri

duvarları boyayan peygamber
slogan atan peygamber
çatışmaya giren peygamber
kelime dağarcığı olmayan peygamber
tanrısız peygamber
bel soğukluğu yaşayan peygamber
asasız peygamber
inançsız peygamber
eşcinsel peygamber
tanrısıyla sevişen peygamber

diz kapaklarını kır
ve gözlerini iç onun...

Çarşamba, Nisan 18, 2007

Cumartesi, Nisan 14, 2007

ireland















The kind people
Have a wonderful dream
Margaret On The Guillotine
Cause people like you
Make me feel so tired
When will you die ?
When will you die ?
When will you die ?
When will you die ?
When will you die ?

And people like you
Make me feel so old inside
Please die

And kind people
Do not shelter this dream
Make it real
Make the dream real
Make the dream real
Make it real
Make the dream real
Make it real

Salı, Mart 20, 2007

profili oğlan çocuğu.....

özel yağmurunu yanında gezdirirdi
cam tozu serpintisi su pırıltısı
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
sevda çetin bir sınav bunu bilirdi
yüreğini tüketen epeyce ağrılı
özel yağmurunu yanında gezdirirdi
sabahtan akşama bütün gün

bir kalemle buluşmasın şairdi
siirleri nedense ağır yaralı
gizliden gizliye kan kaybediyor
eli fırça tutunca yaptığı resim
bir yangın korkusu gibi özgün
kim olduğunu kim bilebilirdi
başka bir gezegenden gelmiş
su altında yaşıyor çünkü uzaylı
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
kaç kadın olabiliyor kaç erkek
sabahtan akşama bütün gün

elleri soğuk ve saydam upuzun gelirdi
gözlerinin beyazını kırmızıya çevirmiş
sesi başka bir ses göğüslerini silmiş
özel yağmurunu yanında gezdirirdi
profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
sevmek kalın bir tünel bir kere girildi
artık anlamı yok gecenin gündüzün
uzak uzak imdat sinyalleri verirdi
sabahtan akşama bütün gün

profili oğlan çocuğu ağzı hüzün
onu benden başka kim sevebilirdi
atilla ilhan

Pazar, Şubat 25, 2007

Perşembe, Şubat 22, 2007

ifistanbul 2007

Kurt Cobain: Bir Oğul Hakkında / Kurt Cobain: About A Son :
ilk gittiğim filmdi kurt'le yapılan röportajların görüntüye dökülmüş haliydi.içinde kurt yoktu.seattle,aberdeen,olympia vardı.ilginç olmuş.ama sıkıcı bi hal alıyor bi süre sonra.yinede izlemeye değerdi.





Glastonbury / Glastonbury:
gittiğim ikinci ve son filmde buydu gerçekten başarılı bi çalışma.
festivale gitmiş kadar oldum.kendimden bişeyler buldum.içimde bi kıpırtı hissettim gerçekten.ama filme girmeden abi nasıl olsa film kısadır çişimi tutarım nolcak dedim.film 140 dakkaymış.filmden sonra 20 dakika işedim.kendimde de festivalci ruhu olduğunu keşfettim.ama şununda farkına vardım.bizimki festivalse glastonbury bir okul,bir hayat felsefesi,bir yaşam biçimi....




kurt'ü andık...



sen kurt ü ancaz diye yemek yemeden gel konsere.tek başına fotoğraf makinanla.sonra gruplarda fos çıksın 6 saat ayakta dikil yorgunluk.saflarımızı aldık yinede kurt cobain'in 40ncı doğum günü vesilesiyle studio liveda verilen partide.az insan vardı hafta içiydi tabi bide yinede içim rahat.fotoğraf çektim sonra son grubu izlemedim sıkıldım.çıktım bi çılgın dürüm attım eve geldim.(ilk resimdeki grup ilk grup isimlerini bilmiyom pekde başarılı deillerdi ama breed fena deiğildi hani).ikinci grup daha iyiydi vokalin layne staley gibi olmaya çalışması sahnede hareketler falan gözümden kaçmadı


Salı, Şubat 20, 2007

Gotta find a way, to find a way, when I'm here

kurt'ün 40. doğumgünü
"Come on people now, smile on your brother and
everybody get together, try to lo
ve one another right now"































Come on over and do the twist                                                                     
Over-do it and have a fit

Love you so much it makes me sick
Come on over and do the twist....




And if you fool yourself
You will make him happy
He'll keep you in a jar
Then you'll think you're happy
He'll give you breathing holes
Then you will seem happy
You'll wallow in the shit
then you'll think you're happy now



*

Sevince ölesiye sevilir, kalınırdı
Gidince kırılmış bir dal gibi gidilirdi
Sonra şehirler uyur,kalbim örselenirdi

Ne diyarbakır anladı beni, ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen

Gidince upuzun,kırılmış dallar gibi
Üşürdü ömrümüz,saçakta kuşlar gibi
Kederden geberten hasret ezberlenirdi

Ne anılar anladı beni yar ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen

Geliyorum köpekler gibi acı çekerek
Geliyorum hasretinin gözlerinde öperek...


*tma,çok uzakta bir yer var
o yerlerde mutluluklar
resmi yok bunun
içimizde bir yerlerde
acısı var...

Pazartesi, Şubat 19, 2007

Perşembe, Şubat 15, 2007

ucuz yazı

saatin 6 buçuğunda dünyanın tüm şairlerlerini
ruhunda hissetmek.sanki hepsi ırzıma geçiyor.
27sinde ölmek gibi,ışığı gösterenlerinden izinden.
günlerdir süren katlanılmaz yalnızlık ve ölüm hakkında konuşup durmak.kendi kendine, anlatıcak biri olmadan.kendim için bir seri katil kiralamışım gibi.beceriksiz ve kırılgan tanrılar.
sevdiğin her kadında biraz daha azalmak gibi.ucuz kelimelerde,ucuz romanlarda kaybolup gitmek.uykusuzluk çekiyor şiirler.


içimden garip şeyler yazmak geliyor
mesela
sen temiz bir cinsel ilişkinin sonucunda meydana geldin
bense çok pis bir küfrün sonucuyum
anal yoldan
ifadesiz bir yalnızlığın tohumuyum...

bukowski gibi yaşamak.alkolizmin etkisinde.beyin hücrelerine söz geçiremediğini anladığında onları yok edersin.basit ve etkili.fazla düşünmek insana acıdan başka birşey kazandırmıyor.
dünyaya karşı sorumluluğu olmayan adam.zekamı niye bilim için veya hayatı kolaylaştırmak için kullaniyim.insanlara niye yardım ediyim.daha iyi bir insan olmak içinmi,insanların beni sevmesi için mi?ben galiba sadece zarar vermekten hoşlanıyorum.zaten bir şair zafere şeytan sayesinde ulaşır.tanrı zaten pis işlerini şairlere yaptırır.şeytanı onların üstüne salar.acı çekmeleri ve gerçeği göstermeleri için.ve sonrada onlara acısız bir ölüm bahşeder.intihar gibi yada uyuşturucu alkol gibi şeyler...

saplandıkça,saklanıyor
saklandıkça,zorlaşıyor
içimdeki saklambaçlar...

ve tanrı bizi sevmedi.eminim yoksa bizi dünyaya göndermezdi.içindeki tüm öfkeyi,tüm nefreti üstümüze boşalttı.lanetlenmiş doğuyoruz.sonra bize kaleydoskopundan bakıp dalga geçiyor.dua etmeye değmezsin...

içimde biri daha var
benden ayrı(tanrı,tanrı,tanrı)
içimdeki tanrı
sanki her hamlemi görüyor
bir yangının iki tarafıyız
ben kaybettikçe,o çoğalıyor...



Çarşamba, Şubat 14, 2007

better than god,better than god....



Take me out tonight
where there's music and there's people
who are young and alive
driving in your car
I never never want to go home
because I haven't got one anymore

Take me out tonight
because I want to see people
and I want to see life
driving in your car
oh please don't drop me home
because it's not my home, it's their home
and I'm welcome no more

And if a double-decker bus
crashes in to us
to die by your side
is such a heavenly way to die
and if a ten ton truck
kills the both of us
to die by your side
well the pleasure, the privilege is mine

Take me out tonight
take me anywhere, I don't care
I don't care, I don't care
and in the darkened underpass
I thought Oh God, my chance has come at last
but then a strange fear gripped me
and I just couldn't ask

Take me out tonight
oh take me anywhere, I don't care
I don't care, I don't care
driving in your car
I never never want to go home
because I haven't got one
no, I haven't got one

And if a double-decker bus
crashes in to us
to die by your side
is such a heavenly way to die
and if a ten ton truck
kills the both of us
to die by your side
well the pleasure, the privilege is mine

There is a light that never goes out
There is a light that never goes out
There is a light that never goes out
There is a light that never goes out

jonny 'marley' greenwood


Jonny Greenwood's reggae compilation… no, really
bende ilginç buldum gerçekten.
eşeğin amına su kaçmış,thom yorke swing
yapsa belki ama neyse...

morrissey demiş zamanında:
'Reggae is vile

Nirvana: Live! Tonight! Sold Out!!