Salı, Kasım 06, 2007

*kadın sustu.

SARILDILAR...

bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...

*nazım böyle demiş

bende:

bu zindan ki mukaddes bir iblis
ellerinde kadının gece karası ayrılık
yüreğinde yarı aydınlık özgürlük
gözleri yağmur telaşında
değişen kendimidir bilmiyor

üç yalnızlık önce ayrıldılar
vakit mavi, geceyarısı, istanbul
dudaklarında acı bir iklim gibi sonbahar
bir kapı kapandı sessiz
parmakları kanatan seni seviyorumlar

nazım okuyodum neyse böyle oldu.
neyse sen kızgın olma
kitaplardan ümidini kesme bence en azından şiirden gerçi ben söyleyince pek inandırıcı olmuyor

Pazartesi, Kasım 05, 2007

insan gecenin 4buçuğunda çok ciddi oluyor özellikle sabah verilmesi gereken ve daha yapmadığın bi ödevin varsa ve hatta twin peaks(ikiz tepeler)adlı david lynch yapımı muhteşem diziyi izlemekten kendini alamayınca daha ciddi oluor.evet yapamıyorum yapamadığım çok şey var ben ki tuvalete girdimmi 1saat 2saat takılan insanım kitabımı okurum,uyuya kalırım bunun gibi şeyler severim yani ama yapamıyorum mesela sigarayı bırakıcam alkolü bırakıcam temiz bi sayfa açıcam diorum yapamıorum.bugün atilla ilhan şiir yarışmasını kazanan arkadaşın bi şiirini gördüm.beğenmedim mesela ama bişey yapamıorum hayır ii bi şair deilim sadece para için yolladım şiirleri ama beni layık bulmadılar.gücenmiorum insan bu saatte bazı şeyleri görmezden gelio.yorgun hissediyorum.ateş benimle yürür.insan bu saatlerde heyecanlı oluyor.bişeyler olmasını beklemek kadar ızdırap veren bişey yok.insanın inkar edesi geliyor.zayıf.galiba balıkların güçsüz hafızaları olduğunu söylemek yanlış.onlar eminim bizden daha çok şey biliyor.insan zihninin en hafif olduğu zaman dilimi içerisindeyim.afrikaya yerleşmek istiyor insan böle zamanlarda.toprağı hissetmek dokunmak.gökyüzü yoksunuyuz.hepimiz muzdaribiz bundan.balıkları düşünmek kolay.mutlu olduklarını biliyorum.avlandıklarında,pişirilip yendiklerinde bile mutlular.saat 5e çeyrek var.bir çok ünlü yazar ve şairin eşcinsel olduğu aklıma geliyor.başka birini izlerken/gözlemlerken/seyrederken kendi yalnızlığında boğulmak.nüfus 51.201 ama aslında herkes gitti veya hiç tanıyamadın.o 1 sin.tedirgin oluyor insan bazen.sosyoloji okumanın dezevantajlarından biri,fazla gözlem yapmaya başlıosun.aslında yalan hep böyle olduğumu fark ettim.insanlara bakarken buluyorum kendimi.korkuyorum.içime kapanıyorum.ama gerekli olduğuna da inanıyorum.yoksa insanlara hep mutlu biri gibi nasıl gözükebilirsin.yalan söylemeyi seviyorum.insanların sana inanması ama aslında ortada öyle bir gerçek olmaması beni mutlu ediyor.gerçeğin ne olduğunu bende bilmiyorum.bazen çok üzülüyorum.bazen ağlıyorum çok.ama en fazla afrikaya ağlamışımdır.belki onunda yalnızlığı benimkine benziyordur.içinden çıkamadığın bir karanlık.en çok afrikaya ağlıyorum gerçekten.bazen uyuyamıyorum.konuşmayı seviyorum.buda bi nevi monolog.insan kendiyle çok konuşmamalı bence.ürperiyorsun öyle bulduğunda kendini.beni en çok insan elleri mutsuz ediyor.kişiliğin ve kimliğin birbirinden farklı şeyler olduğunu biliyorum ama eller ikisinide yansıtır gibime geliyor.bir insanın elllerinden onu tanıdığını sanmak kadar korkutucu bişey yok.çok insan tanıyorum.her gün sokakta yürüyen yüzlerine bakmaktan korktuğum genellikle.hepsini tanıdığımı zannediyorum.bazen uykudaymış gibi.ben bu saatlerde yalnız oluorum galiba.belki de sebebi bu.aslında hiç kimse bu saatlerde yalnız olmamalı içerde uyuyan biri olmalı.uyandırmamak için ses çıkarmadığın.bi ödevi yapmaktan üşendiğim için böyle davranıyorum bence.ırk ve ayrımcılık üstüne.bembeyaz bir odada galiba insan yazı yazabilir.bembeyaz bir oda hakkında yazı yazabilir.çok mutlu olur.zaman beni üzüyor hep.kaybolmak ilginçtir.süregelen izdüşümün dışavurumu.eve dönememek.en acısı bu olmalı.eve dönemiyorsan kaybolmuşsundur.ben öle düşünüyorum.nerde kaybolduğun çok önemli değil.herhangi bir şehirde/ülkede/kıtada kaybolabilirsin.ama irlanda olmasını tercih ederim.yada afrika.huzur,uzaklık.biliyorum kimse sahra çölüne yerleşmeyi,aç susuz günlerce dolaşmayı seçmez.bunlar fazlaca paul auster okumanın etkileri.ama ellerime bakıp kendimi tanıyamıyorum.cevap veriyorum.fransız kadınlarını seviyorum.isimleri yüzünden olabilir.isimler
.bir kadınla tanışıp ismini bilmek istemiyorum.herhangi bi isim söleyebilir.gerçek olmasını istemiyorum.sahte olanı seviyorum.gerçeklik hep dengeyi bozar.galiba sivil bir simetride yaşlanmak istiyorumdur.tam bir uyumsuzluk içinde.galiba hiç bi zaman şişman bi adam olmıcam.dişlerimin dökülmesinden korkuyorum.parmakların uyuşmasından korkarım.kolay yolu seçiyor.ağaçlar hakkında bi oyun düşünüyorum.tüm yapraklar düşene kadar bir ağacı sallarsın ama dediğim sadece sonbaharda olur biliyorum.güçsüzdürler ozaman.üşüyorum..çok sert yorumlar duyucam.şimdi oturup hiç bişey olmamış gibi twin peaks seyredicem.ama her satırda biraz daha eksildim.garip hiç yorgun değilim artık.güneşi özlemiyorum yanlış anlamayın.gece güzeldir.örtbas eder.bugün fazlasıyla gülmeyi düşünüyorum.ben uykusuz olduğumda insanlar komik geliyor.belki kimseyi beğenmiorum.herkesin bi yanlışı var.olmasa yalnız olmazdık bu kadar.birbirini çeken sözcükler kullanmayı seviyorum yanlıştır yalnızlık gibi.hoşuma gidiyor.uyumayı seven insanım biliosunuz ama onu zayıflık olarak görüorum artık uykuya ihtiyacımız olmasa.canım sıkılıyor.uykulu güneş.acı veren sevgi.siyah aydınlık.şifa veren ölüm.sevinçli keder.gölgesiz varoluş.silüetsiz hayaletler.sahipsiz yalnızlık.inançsız tanrı.parlak sıradanlık.şekspir hep yaşasın...

Pazartesi, Ekim 29, 2007

29 ekim doğumgünlerini kutlayalım kardeşlerim biri kıbrıs biri kırgızistanda

kadir ve semih doğumgünleriniz kutlu olsun size ulaşmak zor oluo ama bilin ki sizi seviyorum sizi özlüyorum sizi bekliyorum kendinize dikkat edin
odaya belirsizlik hakim sanki içerde uyuyan adam benim 2 senedir aynı evi aynı yemeği paylaştığım adam deil bir başkası.kendisini üç gündür görmüordum en sonunda bugün kapıyı açtı kilidi çevirdi içeri girdi ki kendisine müstesna bi şaka hazırlamıştım ama kurtuldu ondan içeri girdi esti gürledi vay efendim ev şöle daınıkmış böle kokuomuş tuvalet hala bozukmuymuş poşete mi sıçıcaz yine gibi serzenişlerle benim kafamda soru işaretleri odasına çekildi.havada sivrisinekler vardı onlar kaldı. neyse benim zihnim harıl harıl çalışıo tabi bu adam 3 gündür nerde???bu sorular hep cevapsız kaldı tabi.neyse biz kendimizi biraya verdik rakıya verdik sigaralar havada uçuşuo elden ele ağızdan ağıza ben unuttum bunu sora bi ara kaldırdık abi dedim gel bikaç lokma bişey ye abi ben aç deilim dedi.bi sigara yaktı elleri titreyerekten gözleri kısık televizyona baktı sonra beni süzdü gözlerini üstümde hissettim.dumanı suratıma üfledi tam ben ulan napıosun dememe kalmadan ben yatmaya gidiorum dedi.içimde bir anda kabaran o öfke söndü gitti.kabarık saçlarla uyumaya gitti.bir sigara yaktım sarhoşluk belirtileri göstermeye başlıyordum.anten ii çekmiyordu.tuvalete gitmeye üşeniyordum.evde poşet kalmamıştı.işte insanlar evlerinde tuvalet kağıdı kalmadığında canları sıkılır çünkü birinin gidip tuvalet kağıdı alması gerekir yyoksa kimse sıçamaz.ama bizim poşetimiz olmadığı için canımız sıkılıodu.poşet bulmak için de alışveriş yapmak lazımdı.alışverişe hep ben gidiyordum.saat 1 O hala içerde uyuyor ne zaman kalkar bilmiorum ama kalkınca kendisine sarılıcam çok özledim beni hiç bırakma dicem bir de küçük mektup yazdım ona yastığın altına koydum çok derin uyur hiç uyanmaz.uyanmasını dört gözle bekliorum.sivrisineklere selam.onlar uyanık kalmamı sağladılar.küçük ısırıklarıyla.kan bedeldir ödenir.ama çiğ yaradılışları yapıcak pek bişey yok.

Pazar, Ekim 28, 2007

20 23 27

When you walk without ease
On these
Streets were you were raised
I had a really bad dream
It lasted 20 years, 7 months, and 27 days
I never, I'm alone, and I
Never, ever oh ... had no one ever

Now I'm outside your house
I'm alone
And I'm outside your house
I hate to intrude ...
Oh, Alone, I'm Alone, I'm Alone, I'm Alone
I'm Alone
I'm Alone
And I never, never ... oh ... had no one ever
I never had no one ever
I never had no, no one ever
Had no one never
Never ... no ...
Oh ...

Perşembe, Eylül 13, 2007

güneşe göç var da kalan biz miyiz

back to the old house
I would rather not go
back to the old house
I would rather not go
back to the old house
there's too many
bad memories
too many memories

When you cycled by
here began all my dreams
the saddest thing I've ever seen
and you never knew
how much I really liked you
because I never even told you
oh, but I meant to

Are you still there?
or have you moved away?
or have you moved away?

I would love to go
back to the old house
but I never will
I never will
I never will
I never will

Pazar, Temmuz 22, 2007

kıçımdaki basura sinirlendiğimden

***-ki bağlacıyla yazılmıştır

unutmalı ve bozmalı
kibirli şakalarını kendine tanrı diyen
kırbaççının
üstümüze ölüm koydu
üstümüze kefen dikti
yoğunsun bir okadar da
boğulmuşsun
su üstünde kalmış kirli şaraplar içiliyor
kesikler ve yaralar
evliliği müjdeliyor
ejderha ini
oyun;mübala
ve tesiri çabuk kallavi şişelerde sihir
kutsanan balinalar
mürekkep kokulu
sarımsı kağıttan yapraklar ki
ağaçlar gökyüzüne çarpıyor
iri meraklı göz bebekleri
seni çıkardım içimden
çatısından kan damlayan bir hapishanenin
demir parmaklarından ve
bir kuş gözü kadar büyük gözüken güneşin bağrından
ve ortasından iki ucu zehir bir kılıcın
kendime hazineler yarattım
ki tanrı;
pek sevimsiz bir cinsel ilişkidir
temmuzun ortasında ağustos böcekleri
kabuğunu kırdım ben senin sana alkol verdim(ki şaraptır mütemadiyen)
sigara verdim
uyuşturucu yetiştirdim senin için kafatasımda
gemi:sana varamayacak kadar sisli
ve denizin ortasında uykuya dalacak kadar dertli
elbetteki istanbuldur
yoksa ses tellerimiz iltihaplanana kadar ağlardık

tutsak tutkal ve tutku
üç T si türdeşliğin narin bir korkuluk
rüyalarına eden kabuslarına giren
dirlik ecinni temennisi
blues takıntılı bir piç(ki blues jazzın piçidir-annesi pis bir neşedir)
eski bir ölünün söylemekten utandığı o irlanda türküsü
mezarlıklarda sarhoş olurduk
üç kızılderiliyle dans ettiğimi bilirim
birisinin gözleri yoktu
diğer ikisine sadece şekilsiz battaniyeler verilmişti

senin gökdelenlere dair bir hikayen vardı
toprak ananın basurlarıymış onlar rahatsız edici insan topluluğu
sıksan savaş çıkar
ikiz kulelere çarpan uçakların
birer toplu iğne olduğu söylenir

yüksek ve simetrisiz
ikisi de eşdeğer 3 artı 7
ki 10 dediğin zayıf bir nottur
parmak uçlarında sonrasız bir yangın
kızıllığından sayısız cinayet işlenmiş
cezası 13 dakka 7 saniye yatan çıkar
geri dönüşü gidişinden tedirgindi ırkçı meleğin
faşizme kol kanat gerdi
bizde kanatlarını kuşlara bağışladık
o yüzden her kuş yok oluşta önemsiz bir rol oynar
martılar;iki hiroşima arasında
gözü morarmış yeşil bir çocuğa benzer

utanmalı ve bozarmalı kendine tanrı diyen
bıçak yarasının şakalarından
çünkü bize inanmadı
çünkü bizi sattı
çünkü sen son gemiyi yaktın
bir kara kutu inançsızlığın

Pazar, Temmuz 15, 2007

sağ taraftaki videoların olduğu barda;

interpol-obstacle 2(pek kaliteli videolar değil ama dinlenebilir)
the smiths
ve muhteşem kanye west-daft punk işbirliği izlenebilir...

(bar değişiyor hani interpol nerde hani the smiths nerde demeyin bekleyin)

nash'lemek

daha bir sürü şey yapmak istedim ama yordu beni yeter dedim yani neyse because friends don't waste wine when there's words to sell

şarkılar

1-cazyapjazz-şehri istanbulda

2-interpol-rest my chemistry

I haven't slept for two days.
I've bathed in nothing but sweat.
And I've made hallways scenes for things to regret.
My friends they come.
And the lines they go by.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.

I live my life in cocaine.
Just a rage and three kinds of yes.
And I've made stairways.
such scenes for things that I regret
Oh those days in the sun.
They bring a tear to my eye.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.

But you're so young.
You're so young.
You look in my eyes.
you're so young so sweet so suprised.

So the sign says "ok"
Gotta take a ride just recline in the faraway.
Got to take some time to realize
That my friends they come.
and the lines they go by.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.

But you're so young.
You're so young
You look in my eyes.
You look so young.
So sweet. So suprised.
You look so young, like a daisy in my lazy eyes.

Tonight I'm gonna rest my chemistry.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.
Tonight I'm gonna rest my chemistry.

NASH'LENDİ


Salı, Mayıs 29, 2007

okunması ızdırap veren bir yazı.uzun yazı.çok uzun

şimdi bu yazıyı bana doğumgünümü zehr eden bahçeşehir üniversitesi insanlarına adıyorum.
üniversite dediğin yer insanın kendini bilme yeridir.insan kendini bilmezse isterse odtüyü,isterse boğaziçini isterse oxfordu bitirsin,hiç bir manası yok.(bakın gece 3 üç itibariyle sarhoş olduktan sonra yattım uyudum 7 'de kalktım uykum kaçtı ben ki uykuyu seven adamım ama bana yapılan terbiyesizliğin hesabını ben sorarım düşüncesiyle kalktım burdayım)
şimdi olay şu ben okula zaman zaman gitmiyor olabilirim.ama devamsızlık gibi bir sürecin üniversite öğreniminde yeri olamaz .bunu yönetmeliklere koyan zihniyeti ben ezer geçerim.öncelikle bahçeşehir üniversitesi paralı.bi dolu öğrenci, işmiş gibi, gelip buraya baba parasıyla okuyorlar yetmiyor bi daha okuyorlar sınıf tekrarı yapıyorlar.burası eywallah güzel hoş.
ama ben bursluyum,ben anadolu çocuğuyum.ben yemem.bunlar ben geldim safım bi bok bilmiorum sandılar.ulan ben kendimi harcatcak adammıyım.hocalarda,güvenlik görevlisinde,kantincide ulan bir kapris,bi havalar.yok arkadaşım param beleş okuyorum ben.neyse
mesela şu bahçeşehir üniversitesi pis sömürgeci emperyalizmin vardığı son noktadır.öğrencileri olgun bireyler gibi deilde,okuldan kaçtığı için babası tarafından cezalandırılıcak ortaokul öğrencileri gibi görüyor.ben okula gitmesem sen yapsan finalini ben gelsem girsem bak nasıl geçiyorum.devam etmezsen okula giremezmişin.neymiş disiplinmiş.ulan imanımız sikildi be disiplinden.ben disiplin kelimesini telaffuz etmiyorum artık..sen bana disiplin öğretmiceksin.sosyolog olmayı öğreticeksin.senin görevin bu.ben o diplomayı alıcam.dekanın önünde ilk önce yırtıcam sonra yakıcam.üstüne de sigara içicem.bunda anlamıcak bi şey yok bana göre.
evet belki benden bi bok olmaz.evet ben zayıf karakterli bi adamım.bi işi bile doru düzgün yapamıyorum.ama bende şunu anlıyorum üniversite hayatı benim hayatım değil.ben öğreniceğimi hayattan öğrendim daha yaşıcağım şeyler varsa onları da görücem.bana akademik hayatın verebilceği hiç bir şey olmadığını tahmin ediyordum ama şimdi çok net anladım.mesele dünyayı görüp anlamaktan ibaretse ben anladım(neymiş istanbulmuş asıl ondan hiç bi bok olmaz).neyse ben farklı bir seçim yapıyorum.sürünmeyi göze alarak,yok olmayı göze alarak.bu bile cesaret gerektiriyor.(braveheart filminin insanda yarattığı o kahraman olma duygusuyla bunun bi alakası yok).(irlanda'lı olabilirim ama o kadar,william iskoçtu.)(ben sadece alkoliğim)
şimdi çok ağır eleştiriler gelebilir tavırlarıma.düşüncelerime.kabul ediyorum.çok geniş bi insan olduğumu da kabul ediyorum.fazlasıyla belkide ama mesela bi şekilde hayatta kalmak onuda beceriyoruz.
şimdi bu okul bi şekilde biticek.gidicem konuşucam.bunda hemfikiriz.ama nereye kadar devam edicek zorlama komedyamız ben onu merak ediyorum.
SİKNOT:aslında ben bugün güzel şeyler yazmak istiyordum.eşref güzel şeyler yazmış,semih güzel bi fotoğraf koymuş.insanlar aradı mesajlar attı doğumgünüm vesilesiyle.aramayanlar elbet oldu zaten aramalarını beklemiyordum açıkçası,yanılmadım.
tabi ki günden güne doğumgünümlerimde yaşadığım atraskyonlar azalıyor.anlayabiliyorum.zaten içimde de bir gram heyecan,adrenalin kalmadı.
neyse isterdim ki beni seven insanlara şurdan güzel bi şiir gönderiyim,bi şarkı gönderiyim olmadı.istanbuldan da gidiyorum en kısa zamanda burdan duyurulur.tabi tatil maksatlı temelli değil.tabi olasılıkları da gözardı etmemek lazım.aynı zamanda
BİTNOT:festivaller konusunda yakında bir açıklama yapıcam.hangisi iyidir,hangisine gidilsin.ozana bilet al,parası yoktur onun...etc.bu konuları açıklığa kavuşturucam.
KENARNOT:küçük iskenderin de doğum gününü kutlamak isterim.aynı gün doğmuşuz.bu belkide gerçekten bi tesadüf deildir???
MESLEKNOTU:mesleğimi de kısa zamanda ilan edicem.ilginç ve saçma olucağından emin olabilirsiniz.hayır hayır düşündüğünüz gibi deil.
NOTORTALAMASI:yazı bitmiştir.su içmeliyim.sigara bırakılıcak.para yok zaten.alkol kötülüklerin anası.içmem içiririm.
YAZRİCASI:mehmet enderden(finalleri olduğunu biliyorum ama)ozanı karşıyakadan kalkan bir vapurdan deniz atmasını rica ediyorum.ve ya 216 numaralı vapur seferinden oda olabilir.böyle bi seferin varlığından şüphelide olsam.bunu çok içtenlikle istiyorum mehmet bilemezsin.az geldi tokadı basarsın.elaleme rezil edersin.o senin yaratıcılığına kalmış.yaz geldi ozana olan kinim depreşmeye başladı.
YAZMODU:valla yazda gelir.havalar da bi güzel.of of şimdi ben gelicem eşref akıcaz kuşadasına.aman allahım.sen anladın.müthişsin.insanların sınavı,okulu var.senle benim neyimiz var.????

BUM BUM MARDY BUM:zıplayan deniz kaplumbağaları adına bu blog panayıra benzemiş....

Perşembe, Mayıs 24, 2007

Steven Patrick Morrissey 22 mayıs

I'm writing this to say
In a gentle way
Thank You - but no
I will live my life as I
Will undoubtedly die - alone
I'm writing this to say
In a gentle way
Thank You ...
I will live my life as I ... oh
For whether you stay
Or stray
An inbuilt guilt catches up with you
And as it comes around to your place
At 5 A.M.; wakes you up
And it laughs in your face
Don't Speak !
Sing ...


İYİ Kİ DOĞDUN MORRİSSEY

Perşembe, Mayıs 10, 2007

küçül iskender

27 tane biçimsizlik ve bir o kadar da simetri yoksunluğu
parmakların arasındaki ter ve saçlarındaki inançsız koku
tanrı-karşıtı.evet.ruh savar oyunu.113 komedya ve iki tragedya
bir(a,a)dam.kesinlikle dedektif.
suç ve katil hiç yok artık.hayalgücü zımbırtısı.
ölen ölümsüzler.
evlilik=mayın+sprey boya.içine,dışına sıçılmış bir sanat eseri

duvarları boyayan peygamber
slogan atan peygamber
çatışmaya giren peygamber
kelime dağarcığı olmayan peygamber
tanrısız peygamber
bel soğukluğu yaşayan peygamber
asasız peygamber
inançsız peygamber
eşcinsel peygamber
tanrısıyla sevişen peygamber

diz kapaklarını kır
ve gözlerini iç onun...

Çarşamba, Nisan 18, 2007

Cumartesi, Nisan 14, 2007

ireland















The kind people
Have a wonderful dream
Margaret On The Guillotine
Cause people like you
Make me feel so tired
When will you die ?
When will you die ?
When will you die ?
When will you die ?
When will you die ?

And people like you
Make me feel so old inside
Please die

And kind people
Do not shelter this dream
Make it real
Make the dream real
Make the dream real
Make it real
Make the dream real
Make it real